-
Gece yarısından sonra çalan ev telefonlarından oldum olası korkarım.Acı acı çalar o telefon açmak istemezsin..Elin geri geri gider ama kaçışın yok açacaksın bir kere.
Açtın..
Sessizlik.
Sonrasında bağırış çağırış.
Çığlık.
Gözyaşı.
Göğsüne saplanan bir ağrı.Midene,kalbine.Her yerinde o sızı.
Mıhlanırsın,nefes alamazsın.
Konuşamazsın.
Tepki veremezsin.
Kara haber geldi mi bir kere yapacak pek bir şeyin kalmaz geriye.
Bi taksi çağırırsın.
Lanet olsun ki hava deli gibi yağmurlu.
İnip o taksiden yürüyerek gitmek istersin.
Sanki daha çabuk varacakmışsın gibi.
Aksi bu ya,yavaş sürer lanet adam.
Dedim ya hava yağmurlu.
İnersin.
Gözyaşları karışır yağmura.
Bir sigara yakmak istersin,yakamazsın.
Annen ağlamaklı.
Baban bile saklayamıyorken gözyaşlarını..
Sen köpek gibi sigara yakmayı düşünürsün.
Çünkü ağlayamazsın.
Çünkü hayvansın.
Ölmediğini ama son dakikalarını yaşadığını varsayarsın.
Koşar adım yoğun bakım ünitesine gidersin.
Belki onu son kez görme ümidiyle..
Koşarsın gece yarısı boş hastane koridorlarında.
Kapıya gelirsin,sabırsızlanırsın.
Kapı açılır,yatağını görürsün.
Ama o?
Yok.
Yatağı neden boş?
Yerini değiştirmiş olmalılar derken doktor çıkar kapıya
‘’Aşağıda.’’,der siklemez ses tonuyla.
Nerde aşağıda diye sorarsın..
‘’Morgda.’’.
…
…
Annem yerde.
Babam yanında.
Ablam çömmüş duvar kenarına kocasına sarılmış.
Anneannem krizlerde.
Bense ayaktayım.
Dimdik.
Daha tek bir damla gözyaşı dökememişken..
Morgda onun tenine dokunurken buluyorum kendimi.
Soğuk.
Çok soğuk.
Ama elleri hala sıcaktı.
Öptüm onları son kez.
Lanet olsun ki hala sıcaktı diyorum inanamıyorum öldüğüne.
Sonra onu orda yapayalnız bırakıp eve döndük.
Soktuğumun yağmuru hiç dinmedi sabaha kadar.
Gözümüzü bile kırpmadan sabahı bekledik.
Şansına dedeciğim..
Güneş doğdu,yağmur dindi.
Derken bi ezan sesi..
Senin selanı okudular.
Kendi ellerimle yazdım nasıl tanıtacaklarını seni..
Sonra sesin yankılandı kulaklarımda.
İsmin..
Bana seslenişin derken…
Yine annemin feryatları..
İçim parçalandı,yumruklarımı sıktım ama yine tepki veremedim dedeciğim.
Son kez evine getirildiğinde sana yukarıdan baktım ben.
Özür dilerim bu kez yanına gelebilecek kadar güçlü hissetmedim kendimi..
Dayanamadım,kaçtım odama.
Cenaze arabasına konulup götürülüşünü seyredemezdim.
Annemin yere yığılışını da görmek istemiyordum.
Kaçmayı tercih ettim,bencilleştim.
Evde durmak istemedim o gece.
Durmadım da.
Hala da durmak istemiyorum ama mecburum.
Bir şeylerden kaçacak yaşı çoktan geçmişim,öyle diyorlar.
Bilmiyorum.
Tek bildiğim senin karanlıktan korktuğun.
Nasıl duracaksın sen orada mahşere kadar.
Düşündükçe uykularım kaçıyor..
..
Odandaki yatağın artık boş.
Televizyonsa hiç açılmıyor.
Sabahları okula giderken uğrardım yanına hep.
Senin ‘’hadi gidiyon mu git bakalım iyi dersler deli kız’’ deyişini istesem de duyamayacağım.
Yazları pazar günlerinde mangal yaptığımızda masanın en başı hep boş kalacak artık.
Kimsenin boğazından da geçmeyecek zaten.
Çünkü sen yoksun.
Olamayacaksın.
Hiçbir şey de eskisi gibi olmayacak
Bunu biliyorum.
Keşke bilmek zorunda kalmasaydım
Keşke bu kadar zamansız gitmeseydin
Bir şey de gelmiyor elden.
Yazık..











